19 Mart 2012 - 20:30

Allah’ın adıyla İslami konularda kitap yazan ya da konuşan birçok kimse, kabullerinden çok inkârlarını gündeme getirmektedir. İnkâr ettikleri konular da geleneksel olarak tüm Müslümanların zamanımıza kadar ortak olarak kabul ettiği konulardan oluşmaktadır. Şii ve Sünni kaynaklarda ortak olarak yer alan konular, rahat bir şekilde inkâr edilebiliyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Genelde Kuran’la ilgili konuşan ve geniş mealler yazan kimseler bu inkârcılıkta ön planda olmaktadırlar. İnkârlarını Kuran’a dayandırma çabalarını ortaya koymaktadırlar. Kuran’la ilgili yorumlar yaparken yalnızca dile dayalı açıklamalarla yetinilmeye çalışıldığı görülmektedir. Dile dayanarak istedikleri anlamı ortaya koyan bir kimse, özgün yorum yapmış kabul ediliyor.

Bazı konular çerçevesinde konuyu ele alalım. Şefaat, mucize, kabir azabı, mehdilik, Resulü Ekrem’in dindeki konumu ve yüceliği vb. konuları ele alınırken ne Kuran’ın zahirine ne sünnete nede akla uygun olmayan açıklamalar ileri sürülmektedir. Maalesef ki İslami konularda geniş düşünce sahibi olmamış, toplumda özellikle genç kuşağı etkilemektedirler. Bu kuşağın inançları bu inkârlar üzerinden belirlenmiş oluyor.

Şefaat konusu ele alınırken şefaatine izin verilenler, bir tür izahlarla devre dışı tutulmaya çalışılıyor. Kuran’da mahkûm edilen müşriklerin şefaat anlayışıyla ilgili ayetler esas alınarak, izin verilenlerde inkâr ediliyor. Allah’ın şefaat etmesine izin verdiklerini, kabul edemiyorlar. Halbu ki müşriklerin şefaatçi tayin etmeleriyle, Allah’ın şefaatçi tayin etmesi tamamen farklı şeylerdir. Allah’ın şefaatine izin verdiklerinin şefaatini kabul etmemenin Kuran’ı bir mantığı yoktur. Allah bazı kimselere şefaat yetkisi veremez mi ve vermemiş midir?

Şefaat etmesi için Allahın izin verdikleriyle ilgili yorumlar yapılırken bu konudaki hadislerin tümünü devre dışı tutarak bir tür inkârcılığa yol bulunmaktadırlar. Sanki peygamberimize bu konular hiç sorulmamış ve oda bu konularda bir şey dememiş gibi yorumlar yapılmaktadır.

Mucize konusuna yaklaşım konusunda sanki inkârcılık yarışı yapılmaktadır. Kuran’da anlatılan birçok mucizeler, kurgu anlatımlar gibi ele alınmaktadır. Allah’ın ayetlerini zahirinden ve anlamından tamamen uzak ele almaktadırlar. Kuran’da olduğundan bahsedilen mucizeleri kurgu anlatım olarak ele alıp, yanlış yorumlar yapılmaktadır. Bu konularda Muhammed Esed’in Kuran Mesajını örnek verebiliriz. Bu kitabın reklâmı yapılarak Müslüman gençlerin okuması sağlandı. Bu kitapta yapılan izahların gerçekte Kuran ve İslam’la alakası var mıdır diyecek durumda olamayan okuyucular, yalnızca yazılanları kabule yöneldiler. Bu kitaplardaki fikirlerin İslam’la alakası var mıdır diye sormak gerekiyor? Bunun çok iyi araştırılması gerekir.

Muhammed Esed’in gerek mucize gerekse diğer konularda yaptığı yorumların en önemli yanı pervasızca bazı ayetlerdeki kavramları kelime anlamlarıyla ele alarak mantığındaki yanlış anlamı başkalarına sunma uğraşısıdır. İsa (as) çocukken konuşması yani ilerde konuşacağına işaretmiş gibi saçma yorumları yapılabilmektedir. Mucizeleri anlatıldığı şekliyle kabule inancı müsait değildi. Ya bunları kabul edecek, ya da izah edecek durumda olmadığından bir tür inkâr yolunu seçmiştir. Mucizelerin kabulünü, Sunnetullah çerçevesinde izah edebilecek derinlikten yoksunluk ta bu konuda inkârcılığı beslemektedir. Sunnetullah’ta bir değişikliğin olmaması ve mucizelerin anlatıldığı şekliyle meydana gelmesini izah edemeyenler keşke izah edemiyoruz diyerek orada kalsaydılar.

Kabir azabını ifade eden ayetlerin açık olmasına rağmen rahat bir şekilde inkârcılık yapılabiliyor. Ayetlerin açıklığı ve bu konuda Resul’ü Ekrem’in açıklamaları yanlış anlamayı düzeltmiyor. Bu konuda acaba peygamberimize soru sorulmadı ya da o açıklama yapmadı mı? Yoksa hâşâ kabir azabının olmadığını mı söyledi? Peygamberin açıklamalarını devre dışı tutan bir anlayış, bu konularda daha rahat inkârcı olabilmek için zemini hazırlamış olmaktadır.

Birçokları rahat bir şekilde Mehdi (as)’ın zuhurunu inkâr edebilmekteler. Onları bu inkâra ne Kuran ve nede Hadisler götürmüştür. Bu konudaki inkârcı anlayış, türedi bir anlayıştır. Bu konudaki çok sayıda hadisleri rahat bir şekilde inkâr ediyorlar. Sanki Kuran, insanlığın geleceği konusuyla ilgilenmemiş. Yeryüzüne Salihlerin varis olacağını vaat etmemiş gibi konuya yaklaşmaktadırlar. Konuya yaklaşırken arz’ı, cennetle karşılayarak bir tür inkâra yol buluyorlar. İnsanlığın geleceği konusunda ve ilgili ayetleri izahta Resulü Ekrem ne demiş? Peygamberimizin beyanları yerine kendi beyanlarını koyarak inkârcılığa yol bulmaktadırlar.

Mehdilikle ilgili yanlış anlayışlarda, bazı insanların inkâr gerekçesi olabilmektedir. Müslümanların gerilemesi ya da mehdilik adıyla ortaya çıkanların verdiği zararı dikkate almada belki inkâra götürebilmektedir. Ama Kuran’da yanlış yorumlanabilir ve kurandan hareketlerde birçok yanlışlıklar yapılabilir. Hata yapıldığını rahat bir şekilde görmekteyiz. Bu durumda inkârcılığa sapma yerine, doğru olan şekli bulup ortaya koymak gerekiyor.

Bu konulardaki sapmalar aynı zamanda İslam’ın siyasal taleplerini ve zamanımızdaki hak batıl mücadelesini de yanlış anlamaya götürmektedir. Bu değindiğim konular da inkârcı olanların dünyadaki Müslümanların lehine ve aleyhine olan konulara yaklaşımlarını da olumsuz etkilemektedir. Bu konu başlı başına ele alınması gerekir.

Bu ve benzeri konularda inkârcılığın nedenleri olarak, hâkim batı kültürünün etkisi, Kuran’ı anlama çabalarını yalnızca dile indirgeyerek çalışmak ve hadisleri reddetmek şeklinde sıralayabiliriz. Hadislerdeki birçok çelişkide hadisleri reddetmeye sebep olarak ileri sürülmektedir.

Bu yanlışlıklardan kurtulmak için her Müslüman’ın Sünni ve Şii hadis kitaplarını bir arada ele alması gerekir. Böylece işin doğrusu açığa çıksın. Aynı zamanda Sünni ve Şii müfessirleri bir arada okumak gerekiyor. Türkiye’deki bu inkârcı yaklaşımların en önemli nedeni, Ehli Beyt eliyle gelen bilgiden mahrum olunması görülmektedir. Yazık ki mezhepçi olmamakla iftihar eden birçok Müslüman’da Ehli Beytin dilinden bu konuları öğrenme gereği hala duyamamışlar. Bunu duydukları ve bu konulara yoğunlaştıkları zaman sorunların halledileceği görülecektir.

Hüseyin TAŞ